Menu

BATERİST KİMDİR?

Bir müzik eseri dört temel unsurdan oluşur: ritim, melodi, armoni ve dinamikler. Davulcu ritim ve dinamik unsurlarını etkin bir şekilde; melodiyi de belli bir seviyeye kadar kullanır. Davul armonik değildir ama çok zengin bir enstrümandır.

Ritim, zamanın belli bir süre içinde eşit ve değişik uzunluktaki parçacıklara bölünmesidir. Değişik uzunluktaki ritmik değerler veya ritim kalıpları bir düzen oluşturacak şekilde birbirini izler. Bu düzen eserin tüm elemanlarını birleştirici özelliğe sahiptir.

Zihinlerde içten duyulan şeyler vardır. Düşündüğünüz şey -iç işitme- her zaman mümkün olan en basit fikirdir. Bunu bir ev inşa etmekle karşılaştırabilirsiniz. İlk adım, güçlü ve temel bir çerçeveye sahip olmaktır. Evin temeli çok sağlam olmalıdır. İkinci adım, tüm detay ve dekoratif çalışmaları eklemektir. Yani evin iki unsuru vardır: çok basit ve sağlam olan yapı ve ayrıntılı süs işi.

Müzik açısından dekoratif çalışma genellikle solistin veya baş enstrümanın görevidir. Davulcu ve basçı güçlü, temel yapıyı sağlar. Bu, davulcunun asla dekoratif bir şekilde çalamayacağı anlamına gelmez, ancak sağlam yapı duygusunun kaybolmaması gerekir. Bir öncü enstrümanın yapısını kaybetmesi kesinlikle arzu edilen bir şey değildir, ama kötü de değildir; çünkü o enstrümanı çalan müzisyen ritim bölümünü dinleyerek yapıyı yeniden bulabilir. Ancak, davulcu veya basçı bu odağı kaybederse, felaket olur, çünkü bunlar yapının temelleridir. Bu nedenle, zihninizde güçlü, odaklanılmış bir fikir duymak çok önemlidir.

Neden çoğu durumda, içsel bir şeyi dinlediğiniz kadar gerçekten çalınan şeyi dinleyemiyorsunuz? Birinin çaldığı veya sizin çaldığınız şeyin sizi temel yapıdan çıkarması tehlikesi varsa, o zaman onu dinleme lüksünü karşılayamazsınız. Aslında dışsal olanı görmezden gelmelisiniz çünkü ilk sorumluluğunuz temel yapı ile bir olmaktır.

Bir grupta veya orkestrada çalmak için davulcunun mutlaka müzisyen olması gerekmediği genel kamuoyunun, özellikle de bir davulcunun önemini ve niteliklerini anlamayanların görüşüdür. Bir davulcunun müzik okumasının gerekli olmadığı, sadece tempoyu sürdürmek için cesaretlendirildiği ve mümkün olduğunca yüksek sesle çeşitli ritmik vuruşlar yaptığı düşünülür. Başarılı bir davulcu açısından bu yanlış bir mantıktır.

Mesleğinin zirvesine ulaşmak için, bir davulcunun, bir grubun veya orkestranın herhangi bir üyesi kadar iyi bir müzisyen olması gerekir. Sadece müzik okuması değil, aynı zamanda davul sanatında da sağlam bir geçmişe ve tüm ilkeler konusunda bilgiye sahip olmalıdır.

Bir davulcunun gruptaki diğer herhangi bir üyeden daha fazla gürültü yapabileceği doğrudur, ancak zeki, yetenekli bir davulcu bu açıdan asla aşırıya kaçmaz. Çeşitli gerekli etkileri ortaya çıkarırken kompozisyonun düzenlenmesi ve tarzının dinamiklerini, vurgularını dikkatle takip eder.

Bir davulcunun elbette en önemli özelliği tempoyu sıkıca tutmasıdır. Hiçbir şey bir şefi, davulcunun düzensiz bir tempo çalmasından daha fazla rahatsız edemez; sürekli olarak hızlıdan yavaşa değişen bir tempo ya da tam tersi.

Er ya da geç müzik okuyamayan davulcu, kendi bölümünü aynen yazıldığı gibi okuması ya da başka bir yerde iş aramasının isteneceği bir teste tabi tutulacaktır. Bu özellikle tiyatro, konser, okul veya senfoni orkestralarında veya konser gruplarında çalan davulcular için geçerlidir. Nota okuyabilmek sizi özgürleştirir. Okuduğunuzu anlayıp çalabilmeniz, çaldığınızı yazabilmeniz gerekir.